 |
Bilindiği gibi dünyanın iklim düzenini bozan sera gazları içinde en büyük oranı karbon dioksit (CO2) oluşturmakta. Bu gerçekten hareketle Açık Toplum Vakfı olarak, Farkındalık ve Fark Yaratmak: Türkiye’nin CO2 Salımları başlıklı bir çalışmaya destek verdik. Ayrıca raporu yurtdışında ve yurtiçinde, politikacılar, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile medya mensuplarından oluşan geniş bir kesime dağıttık.
Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ile Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yıldız Arıkan’ın gerçekleştirdiği çalışmanın raporunda, Türkiye’nin karbon salımlarında bölgelerin ve sektörlerin katkısı belirlenirken, sektörel salımlar AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak veriliyor. Hane ve kişiler bazında ise farklı gelir grubunda bulunan, ayrı bölgelerde yaşayan ve değişik mesleklere sahip kişilerin yaşam tarzı alışkanlıklarına bağlı olan CO2 salımları bileşenlerine ayrılıp incelenirken; bireylerin yaşam konforundan ödün vermeden yapabilecekleri değişikliklerle iklim değişikliğini önlemede yaratacakları etkilerin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekiliyor.
Raporun ilginç tespitleri var: Türkiye kişibaşı CO2 salımları düşük, ancak salım yoğunlukları yüksek bir ülke. 2006 yılı CO2 salım değerleri kıyaslandığında Türkiye toplam salım hacmi sıralamasında 30 Avrupa ülkesi arasında yedinci sırada yer alırken kişibaşı salım sıralamasında sondan bir önceki sırada bulunuyor. Salım yoğunlukları bakımından karşılaştırıldığında, eski Doğu Blok ülkelerinden sonra GSYH başına salım sıralamasında sekizinci sırada yer alan Türkiye, nihai enerji tüketimi başına salımlarda benzer şekilde dokuzuncu sırada yer alıyor.
Türkiye’deki toplam CO2 salımının coğrafi bölgeler bazında gösterdiği farklılıklar ise bölgelerin iklimsel, demografik ve yapısal özellikleri ile ilişkili. Ulaşım kaynaklı kişibaşı yıllık salım miktarlarında Ege Bölgesini sırasıyla İç Anadolu, Marmara, Karadeniz, Akdeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu Bölgeleri takip ediyor. |